RSS Feed     Twitter     Facebook

Emin Çölaşan – Türkiye yi kim yönetiyor?

Font size:
Emin Çölaşan – Türkiye yi kim yönetiyor?

BİR ülke düşünün, birileri halkın oylarıyla milletvekili seçiliyor ama onları yargılayan Silivri ve Diyarbakır özel yetkili mahkemeleri ısrarla tahliye kararı vermiyor…

Gerekçeleri ilginç:

Kaçabilirler!.. Delilleri henüz toplanmadı!.. Delilleri değiştirebilir, yok edebilirler!..

Özellikle üç kişinin, Mehmet Haberal, Engin Alan ve Mustafa Balbay‘ın milletvekili seçildikleri halde niçin bırakılmadığını anlayan yok.

O kadar ki, AKP HSYK‘sının birinci daire başkanı olan İbrahim Okur bile önceki gün bu karara katılmadığını açıkladı:

“Ben olsam tahliye kararı verirdim!” dedi!

Bu daire başkanı, AKP iktidarı tarafından benimsenip oraya getirilen bir hakim. Oraya, HSYK‘nın en etkili dairesine bu nedenle başkan seçildi.

Onun ağzından çıkan sözler o nedenle önemlidir.

Bu sözleriyle acaba mahkemelere bir mesaj mı veriyor?

Biliyorsunuz, üç tututklu sanığı mahkemeleri bırakmadı. Onlar da bir üst mahkemeye itiraz ettiler, bu kararın değiştirilmesini ve tahliye kararı verilmesini istediler. Şimdi top üst mahkemelerde.

Ancak Haberal‘ın olayında son derece ilginç bir olay var.

Prof. Dr. Haberal, bu üst mahkemenin hakimleri hakkında Yargıtay’da tazminat davası açmış ve kendisine haksızlık yapan hakimleri tazminat ödemeye mahkum ettirmişti.

Şimdi işe bakın ki, bir yanda davacı Mehmet Haberal var, öteki yanda ise davalı üst mahkeme hakimleri.

Haberal‘ın avukatları bu nedenle reddi hakim talebinde bulundular. Başka bir deyişle, şunu söylediler:

“Ey mahkeme heyeti, sen bizim davamızda tarafsız değilsin ve bu nedenle tarafsız karar veremezsin… Çünkü sizinle mahkemelik olduk, sizi mahkum ettirdik.”

***

Şimdi benim kafam iki üst düzey kişinin sözlerine takılmış durumda. İlki, HSYK Daire Başkanı İbrahim Okur‘un söyledikleri:

“Ben olsaydım tahliye kararı verirdim.”

Bakalım, göreceğiz!.. Bu sözler acaba hem Silivri, hem de Diyarbakır’da tutuklu milletvekillerinin itirazlarını görüşecek olan üst mahkemelere iktidar tarafından gönderilen bir işaret midir?

İbrahim Okur düzeyine gelmiş, yargıdaki atama ve terfileri belirleyen bir yüksek hakim, velev ki gazeteciler kendisine sormuş bile olsa, bu sözleri durup dururken söylemez, söyleyemez.

Eğer üst mahkemeler İbrahim Okur’un bu sözlerinden sonra tahliye kararı verirse hiç kimse şaşırmasın.

İkincisi ise Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Artvin’de altı gün önce söylediği sözler:

“Süreci bir iki gün daha bekleyelim, bakalım gelişmelere. Ondan sonra bizim de söyleyeceklerimiz olabilir.”

Tahliye kararları reddedildi, kıyamet koptu.

Cumartesi günü de yazmıştım, hakimler böyle ulu orta konuşamaz. Onlar sadece kararlarıyla konuşur. Şimdi Haşim‘in bu anlamsız sözlerinden sonra aradan bir hafta geçti. “Bir iki gün sonra bizim de söyleyeceklerimiz olabilir” diyen bu şahsın ne diyeceğini merakla beklemeyi sürdüreceğiz!

Ya da diyeceğiz ki “Karnından konuşmuş!”

***

CHP dün en iyisini yaptı. Böyle bir olaya tepki gösterilmezse, neye gösterilecek? Senin iki adayını Türk milleti İzmir ve Zomguldak’ta  oylarıyla milletvekili seçiyor ve yargılamaları aynen süreceği halde onlar tahliye edilmiyor!

Şimdi dikkat ediniz!

Demek ki Türkiye’nin siyasetini artık Silivri ve Diyarbakır’daki iki özel yetkili mahkeme belirliyor.

Toplam dört mahkeme. İkisi Silivri, ikisi Diyarbakır’da.

Ret kararlarını toplam 11 hakim veriyor. (Sadece Silivri’de başkan Köksal Şengün muhalif kalıyor)

Demek ki İzmir, Zonguldak ve Güneydoğu’da bu insanlara oy verip milletvekili olmalarını sağlayan yüzbinlerce seçmenin hiçbir önemi yok!

Demek ki siyaseti ve geleceği belirleyen kişi sayısı 11…

Çünkü Balyoz davasına bakan Silivri mahkemesi sadece ülkemizin siyasetini değil, Türk Ordusu’nun geleceğini de karara bağlıyor. Ordumuzda kimlerin terfi edeceği, kimlerin devre dışı bırakılacağı Genelkurmay’ın değil, artık sadece Silivri mahkemesinin bileceği iş.

Bir Türkiye ve bir Türk Ordusu düşünün ki, orgeneraller dahil tam 34 muvazzaf, yani görev başındaki general ve amiral tutuklu. Albayların ve daha alt rütbedeki tutukluların sayısını bilemiyorum… Ve Tayyip onları terfi ettirmeyecek…

***

CHP bu olayla direnişini sonuna kadar ve ısrarla sürdürmelidir. Başka çaresi yoktur. Bu parti tavrını koyar, top böylece Tayyip’in elinde kalır.

CHP‘nin dikkat etmesi gereken çok öenmli bir husus daha var:

Bundan somra Tayyip’in oyununa düşmemek.

Şimdi Tayyip bütün partilere en şirin göstermelik suratını takınarak şöyle yaklaşmaya kalkışacak:

“Arkadaşlar, yargı bağımsızdır!

Biliyorsunuz, biz yargıya karışamıyoruz! Şimdi bu sıkıntıyı atlatmak için gelin, hep birlikte anayasa değişikliği yapalım”

CHP bu anayasa masalına kanıp tuzağa düşerse yazıklar olsun.

Direneceklerini umarım ve umarız. Bu seçimde CHP‘ye oy veren milyonlarca insanımız bu partiden yumuşaklık değil, ilke ve inanç bekliyor.

Keşke MHP’de aynı davranışı sergileseydi.

Mahkeme kararıyla tahliye edilmeyen Engin Alan onların milletvekili değil mi? MHP bunu nasıl sineye çekti , dün nasıl yemin etti, anlamak mümkün değil. Engin Alan’a hundan sonra sahip çıkıp çıkmayacağını da bilemiyoruz.

***

Gelelim Meclis’e katılmayan Kürtçü BDP milletvekillerine! Onlar dün Ankara’da değil. Diyarbakır’da idi!

Türkiye’de Kürtçü yönetimin başkenti Diyarbakır! Artık ikinci bir başkentimiz (!) var:

Diyarbakır.

Bunlar bugüne kadar eclis’te oldujları her dakika boyunca Kürtçülük yaptılar. Bunlara AKP gaz verdi, Kürt açılımı başlattı, Abdullah Öcalan’la İmralı’da pazarlık masasına oturdu, onları iyice şımarttı ve tepemize çkardı. Hiç kuşkunuz olmasın, günün birinde Meclis’e geldikleri takdirde işleri güçleri yine aynen Kürtçülük yapmak olacak.

Hep vurguluyorum, Meclis’e girdikleri zaman önce kısa bir süre sonra AKP ile hırlaşır görünecekler. AKP de öyle görünecek! Birbirlerine laf atacaklar, belki kavga edecekler…

Ve sonra AKP-BDP ittifakı gerçekleşecek. Tayyip, anayasa değişikliğini Kürtçülerin oyları ve desteği ile gerçekleştirecek, ülkemizin bölünmesi yolunda ilk adımlar atılacak…

Ve AKP’ye “Müslümandır, dindardır, bizim örtümüze karışmıyorlar, yardım alıyorum” diye oy veren yüzde 50′nin aklı belki o zaman başına gelecek de, iş işten geçmiş olacak.

SÖZCÜ

http://www.ilk-kursun.com/2011/06/emin-colasan-turkiyeyi-kim-yonetiyor/

Share with: Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Wordpress Googlebuzz Myspace Gmail Newsvine Favorites More
You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply