<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haber, Haberler, İnternet haber, Haberin Olsun</title>
	<atom:link href="http://www.haberinolsun.org/index.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haberinolsun.org</link>
	<description>İnternet haber sitesi.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Jul 2011 11:02:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Erdoğan&#8217;ın zaafını keşfettiler</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/erdoganin-zaafini-kesfettiler/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/erdoganin-zaafini-kesfettiler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[akparti]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[haçlı seferi]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[iltifat]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[kaddafi]]></category>
		<category><![CDATA[libya]]></category>
		<category><![CDATA[nato]]></category>
		<category><![CDATA[övgü]]></category>
		<category><![CDATA[recep]]></category>
		<category><![CDATA[sömürü]]></category>
		<category><![CDATA[tayyip erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[zaaf]]></category>
		<category><![CDATA[zaafiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=400</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/themes/WillPress/thumb.php?src=wp-content/uploads/2011/07/1309636440-150x150.jpg&amp;w=150&amp;h=120&amp;zc=1&amp;q=90" align="left" hspace="10">Başbakan’ın parlak övgüler karşısında yumuşadığını gören yabancılar, şifreyi çözdü. Formül, Libya için de kullanıldı! Öve öve adeta göklere çıkardılar! ABD’li 3 senatör, Başbakan Erdoğan’a övgü yarışı yaptı: Sizi ve liderliğinizi çok takdir ediyoruz. İstikrarınız harika. Türkiye’ye minnettarız. Bölgede gerçek bir model oldunuz. Kaddafi’nin mal varlığı donuverdi! SenatÖrlerİn “Mükemmel” nitelemesi yaptığı toplantı sonrası Ankara, Trablus elçisini [...]<br /><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakan’ın parlak övgüler karşısında yumuşadığını gören yabancılar, şifreyi<br />
çözdü. Formül, Libya için de kullanıldı!</p>
<p>Öve öve adeta göklere çıkardılar!<br />
ABD’li 3 senatör, Başbakan Erdoğan’a övgü yarışı yaptı: Sizi ve liderliğinizi çok takdir ediyoruz. İstikrarınız harika. Türkiye’ye minnettarız. Bölgede gerçek bir model oldunuz.</p>
<p>Kaddafi’nin mal varlığı donuverdi!<br />
SenatÖrlerİn “Mükemmel” nitelemesi yaptığı toplantı sonrası Ankara, Trablus elçisini geri çekti. Libyalı yetkililerin hava sahamıza girişi yasaklandı. Mal varlıkları donduruldu.</p>
<p><span id="more-400"></span>ABD’li senatörlerin Başbakan Erdoğan’la bir araya gelmesinin hemen ardından Ankara, Libya elçisini merkeze geri çe-kerek, Kaddafi ile ilişkileri ‘resmen’ bitirdi.</p>
<p>ABD’li senatörlerden bol övgülü formül!<br />
McCain, Lieberman ile Graham’ın Erdoğan’a övgüler yağdırdığı toplantının ardından Türkiye Libya’dan elçisini çekti ve Kaddafi’nin mal varlığını dondurdu</p>
<p>Haber: Macit Soydan<br />
ABD’li senatörler John McCain, Joe Lieberman ve Lindsey Graham, Türkiye’ye gelerek Başbakan Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Başbakanlık Resmi Konutu’ndaki görüşmenin ardından basına açıklama yapan John McCain, Başbakan Erdoğan’a övgüler yağdırdı. McCain,  gazetecilerin Türkiye’nin Suriye yaklaşımını nasıl değerlendirdikleri sorusu üzerine, “Başbakan Erdoğan’ın, Beşşar Esad ve hükümetine reformlar konusunda ciddi uyarılarda bulunduğunu” belirtti. Başbakan Erdoğan’ın söylediklerinden ve tavrından memnuniyet duyduğunu dile getiren McCain, son derece yararlı bir görüşme yaptıklarını, “İsrail-Filistin arasındaki barış görüşmeleri, Libya, Suriye ve Türk Amerikan ilişkilerini” konuştuklarını belirtti.</p>
<p>Mükemmel bir toplantı<br />
McCain görüşmeyi “mükemmel bir toplantı” olarak niteledi, Başbakan Erdoğan’ın ve Türkiye’nin, Afganistan ve Irak’ta oynadığı rolden dolayı özellikle minnettar olduklarını söyledi. ABD’li Senatör McCain, “Başbakan’ın bölgedeki liderliğini çok takdir ediyoruz. Türkiye, Arap Baharı’nda da model olarak öne çıktı ve Türkiye bölgede bir model olarak görülüyor” dedi. Lieberman da “Türkiye büyük bir demokrasi olmayı sürdürüyor” dedi. Türk-Amerikan ilişkilerinin gelecekte de iyi bir şekilde süreceğini belirten Lieberman, Türkiye’nin çok istikrarlı bir ülke olduğunu ve bu bölgedeki her önemli sorunda “çok kritik bir rol oynadığını” kaydetti. Görüşmenin çok kapsamlı ve dostane olduğunu vurgulayan Lieberman, “Müttefikimiz Türkiye’den çok olumlu izlenimler aldık” diye konuştu.</p>
<p>Yerine atama yapılmadı</p>
<p>Bu görüşmelerin hemen ardından Türkiye’nin Trablus Büyükelçisi Salim Levent Şahinkaya, geri çekilerek merkeze atanması dikkat çekti. Yapılan açıklamada kararın çok önceden alındığı belirtilmesine rağmen, yerine bir atama yapılmadı. Bilindiği gibi, Türkiye daha önce Trablus Büyükelçiliği’ni kapatmıştı. Ancak Büyükelçilik kapanmasına rağmen, Şahinkaya fiilen Trablus’ta bulunamasa da, resmen Trablus Büyükelçisi görevindeydi. Bu arada, Türkiye, Libya lideri Kaddafi ile çocuklarının ve Libya üst düzey görevlilerinin Türkiye’ye girişini, Türkiye üzerinden uçuşunu yasakladı. Türkiye’deki tüm mal varlıkları da dondurulduğu öğrenildi. Son gelişmeler, Ankara’nın Kaddafi yönetimini gözden çıkarmasının göstergesi olarak görülüyor. Öte yandan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bugün  muhaliflerin başkenti olarak bilinen Bingazi’ye günübirlik bir ziyaret yapacağı bildirildi. Daha önce de başta ABD Başkanı Barack Obama olmak üzere birçok ülkenin siyasi lideri Başbakan Erdoğan ve AKP’ye övgüler yağdırmıştı. Amerikan ve Avrupa basını, Erdoğan’nın bölgenin lideri olduğu vurgusu yapmıştı. Bu haberlerin ardından da, Türk kamuoyunun tepkisine rağmen bazı uygulamalar devreye konmuştu. Türkiye, Libya’nın vurulması için NATO’ya destek vererek, İncirlik üssünü harekatın merkezi yapılmasına onay vermiş, bölgeye savaş gemisi göndermişti. Yine övgülerin ardından Türkiye, Tunus ve Mısır’a uyarılarda bulunmuş, Suriye konusunda bazı adımlar atmıştı.</p>
<p><a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=52721" target="_blank">http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=52721</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/erdoganin-zaafini-kesfettiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bush un B.kunda müslüman çocukları</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/bush-un-b-kunda-musluman-cocuklari/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/bush-un-b-kunda-musluman-cocuklari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:55:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bush]]></category>
		<category><![CDATA[dışa bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[gelişme]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[ithalat]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kukla]]></category>
		<category><![CDATA[lira]]></category>
		<category><![CDATA[nihat genç]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/themes/WillPress/thumb.php?src=wp-content/uploads/2011/07/bushun-bokunda-musluman-cocuklari-3006111200_l-150x150.jpg&amp;w=150&amp;h=120&amp;zc=1&amp;q=90" align="left" hspace="10">Allah Allah vesupanallah, hangi ülke ekonomik olarak büyümek istemez, el cevap: Türkiye. Bugünden başlayarak AKP büyümeyi durdurmaya çalışıyor, olacak şey değil, hayırdır. Neden, çünkü bu büyüme ‘yanlış büyüme’.. Neymiş ‘sahte büyüme’? Dış borca dayalı büyüme, bu yüzden. Peki bu keskin viraja AKP neden geldi, şundan, her ay 10 milyar dolarlık cari açık artık ÖNLENEMEZ, DURDURULAMAZ [...]<br /><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Allah vesupanallah, hangi ülke ekonomik  olarak büyümek istemez, el cevap: Türkiye. Bugünden başlayarak AKP  büyümeyi durdurmaya çalışıyor, olacak şey değil, hayırdır.<br />
Neden, çünkü bu büyüme ‘yanlış büyüme’..</p>
<p>Neymiş ‘sahte büyüme’? Dış borca dayalı büyüme, bu yüzden.</p>
<p>Peki bu keskin viraja AKP neden geldi, şundan, her ay 10 milyar dolarlık cari açık artık <strong>ÖNLENEMEZ</strong>, <strong>DURDURULAMAZ</strong> hale geldi.</p>
<p><span id="more-395"></span>Her ay 10 milyarlık cari açık bir yıl kadar daha sürdüğü takdirde Türkiye’de ekonomik yaşam fiili olarak sona erecek demek.<br />
Peki büyümeyi durdurmak ve cari açığın önünü almak için ne gibi  tedbirlere baş vurmuş sanayi bakanlığımız, dinleyin götünüzle biber  yemiş gibi acı acı gülün.<br />
Yerli ürünler ve şirketler <strong>DESTEKLENECEK</strong>.. Yani ‘korunacak’. Bu  sizin işbirlikçi politikalarınızla  mümkün değil çünkü dünya ticaret  örgütleriyle anlaşmalar var sizden hesap sorar..<br />
Yerli ürün ve şirketleri düşünmek on yıllık iktidardan sonra mı AKP’nin aklınıza geldi?</p>
<p>İkinci ne tür önlemler var, şöyle, kamu ihalelerinde yerli şirketlere  daha çok öncelik verilecek.. Yok ya.. İmzaladığınız uluslar arası ticari  yasaların tümüne aykırı.<br />
Tayyip Erdoğan’ın ‘ustalık dönemi’ işte ‘yerli, milli, korumacılık’  hamlesiyle ya bismillah nihayet on yıl sonra başladı.. Ölme eşeğim ölme,  işte bu teşvik ve öncelikler yerli sanayini kalkındıracak ve iki yıl  içinde cari açık önlenecek miş miş.</p>
<p>Yeniden döndük başa, motoru dahil her şeyi yerli mesela elektrikli araba  mı yapalım, iyi de akü için gerekli lityum madeni Türkiye’de yok, belki  de var, bakanımız araştırmaya yeni başlamış, bakanımızın aklına  ülkemizde hangi maden ne kadar var on yıl sonra şimdi gelmeye başladı,  ki bu da hayra alamet değil, ulusalcılıktan Ergenekonculuktan tutuklamak  gerek.<br />
Yahu ne güzel sıcak para ucuz dolar gidiyorsunuz hayırdır. Millidir  yerlidir korunmalıdır diyenleri de asıyor kesiyor içeri tıkıyordunuz,  başınıza taş mı düştü?<br />
Şimdi Sanayi Bakanı Çağlayan’a Türkiye’nin yüzde yüz yerli ya da yüzde  elli yerli hatta yüzde yirmi yerli ne kadar sanayisi var, tek tek söyle,  bir istatistik ver, desek veremez.<br />
Sözün kısası,  <strong>PANİK BAŞLADI</strong>…</p>
<p>Her çöküş döneminde her geri dönüş sinyallerinde tarihin bütün  coğrafyalarında her ülke her lider döner dolaşır ‘yerliyi’ ‘kendi  imkanlarını’ aramaya başlar.<br />
On yıl gecikmelerinin sebebi, sıcak parayla Ergenekon davaları  hazırlandı, birinci, ikinci balyoz davaları kotarıldı yüzlerce general  içeri tıkıldı, ‘sıcacık dolarlar’ işini gördü.<br />
Sıcacık dolarlar medyayı susturdu gazetecileri susturdu işadamlarını  susturdu muhaliflerin her cinsini susturdu, sıcacık dolarlar Türkiye’yi  AKP’nin esiri rehini haline getirdi.<br />
Durdurulamayan sıcacık paralar şimdi AKP’nin işini görmeye başladı.</p>
<p>İktidara ilk geldiğiniz günlerde yüzlerce yazarınız ve siyasilerinizle  yerli milli ne varsa satan sattıran sizler değil miydiniz, yerli milli  sanayiyle ürünle dalgasını geçip ekranlarda sabaha kadar kahkahalarla  alay edenler siz değil miydiniz?<br />
Hayırdır, nerden sardı şu yerliyi milliyi arayalım büyütelim koruyalım, öncelik verelim TELAŞI…<br />
On yıl kusturdunuz bu halkı, on yıl partilerinden yazarlarına kadar  zıbartana kadar dövüp sorgusuz sualsiz içeri tıktıktan sonra, şimdi bu  halka KIRBAÇ diye kullandığınız sıcak para artık sizin sırtınızda  şaklamaya başladı… Biz ağladık siz ileri demokrasi şenlikleri  düzenlediniz ekranlarda.<br />
Tarihten de eski bir hikayedir, kağnının tekerleklerinden acı ince  feryatlar yükselir, öküz, dayanamaz, tekerleğine dingiline ‘yükü çeken  benim ağlayan feryat eden sensin’ diye çıkışır.</p>
<p>Sıcacık dolarlar tarihin gelmiş geçmiş en vahşi ordularından daha hızlı bir ‘işgali’ ülkemizde tamamladı..<br />
Irak’ta Felluce’de milyonlarca Müslüman öldürülürken halkımızın  gözlerini yine sıcacık dolarlarla körleştirdiniz… Cuma sonrası toplaşıp  slogan atan en heyecanlı Müslüman gençliğin gözlerine dahi dolarlarla  mil çekmeyi başardınız…</p>
<p>Hatırlayın Bush gelmişti, korumaları bir de portatif tuvaletini yanında  taşıyorlardı, neymiş boku başkalarının eline geçmesin diye…</p>
<p>Bu da tarih kadar eski hikayedir, tilki ağacın altına gelip serçeye  seslenir, in aşağı, kardeş olalım, arkadaş olalım, dost olalım diye  tatlı tatlı yalvarmaya başlamış, tıpkı Tayyip Erdoğan’ın ileri  demokrasisi gibi tıpkı yandaş medyanın özgürlükleri gibi.. Türkiye daha  güzel olacak Türkiye büyüyecek diye yazdıkları milyonlarca makale ve  yetmiş TV’den yaptıkları onbinlerce programda beyin yıkadıkları gibi…<br />
Serçe oralı olmamış…</p>
<p>Ertesi gün tilki yine gelmiş, hadi gel kardeş olalım dost olalım, diye yeniden konuşmaya başlamış…<br />
Serçe, sen yalan söylüyorsun.<br />
Tilki, hayır yalan söylemiyorum, nerden çıkardın?<br />
Serçe, dün sen gittikten sonra ağacın altına ettiğin bokuna baktım, bokunda serçe tüyleri kanatları buldum.<br />
Hikaye bize Bush’un bokunu niye sakladıklarını anlatıyor, Bush’un  bokunda Felluceli Bağdatlı Kerküklü milyonlarca çocuğun yırtılmış  gözleri ayak kafa parçaları…<br />
Tayyip bey hala ‘ileri demokrasinin anayasasını’ yapmak için ağacın altından sesleniyor, in aşağı ‘dost olalım.’<br />
Yandaş yazarların yandaş savcıların geriye doğru geçen on yılda  boklarını deşip gece gündüz hep boklarınıza baktık biz, yazarların  gazetecilerin kitap yazanların bu ülkede sokağa çıkıp bağıran muhalefet  eden kim varsa hepsinin gözleri tırnakları kitapları deri  parçaları,  boklarınızda… size artık kim inanır…<br />
Yerliyi milliyi korumak teşvik etmekmiş, satmadıkları yiyip içmedikleri  ne kaldı, bilmem Sanayi Bakanı korumaları yanında portatif hela taşıyor  mu, sanmam,  ancak yandaş medyası portatif hela işlevini kusursuzca  gördü, her sıçtıkları bokta lale aradılar, her yedikleri naneleri bir  sır gibi sakladılar..<br />
Ne diyelim, bu memlekete milli sanayi lazımsa, onu da, milli sanayiyi üç kuruşa satıp peşkeş çeken AKP getirir…<br />
Güzel hikayedir,  çobanın biri denizi durgun görmüş, yahu demiş  koyunları satayım ufuklara açılıp ticaret yapayım demiş, durgun suda  keyifle kayığını sürmüş gitmiş başka ülkelere, hurmaları yüklemiş  yüklemiş kayığına doldurmuş.</p>
<p>Ama dönüşte fırtına kopmuş, kayığı da kendini de kurtarmak için  hurmaların hepsini denize atmış…. Derken sahile yaklaşmış, bir başka  çoban, deniz çok durgun, koyunları satayım başka ülkelerden ticaret  yapayım diye kendince konuşuyormuş.</p>
<p>Çoban diğer çobana nasihat etmiş, durgunluğuna aldanma, bu denizin canı hep hurma istiyor..<br />
Yediniz mi hurmaları AKP’liler, borç parayla arabaları aldınız mı, borç parayla evler yapıp sattınız mı?<br />
Ahlak dersinin en başına dönelim, bir insan bir ülke nasıl büyür nasıl  kalkınır nasıl bir üst sınıfa geçer, tarihin bütün tecrübeleri şöyle  der, bir, çalışmayla, iki, yetenekle, üç, eğitimle, dört, babadan kalan  mirasla…</p>
<p>Yetenek, eğitim ve çalışma, üçü de yok, dördüncüsünü de afiyetle satıp  yediniz ve tarih bize hiçbir gelişmenin ‘borçla’ yapılabileceğini tek  minicik tek bir örneğini göstermedi.<br />
Yüzlerce general yüzlerce gazeteci içerde ve herkes susmuş tek satır konuşan yok&#8230;<br />
Tarihten de eski hikayedir, her şeyi yiyen bir yılan peydah olmuş, taşı  da yiyormuş demiri de kemire kemire yiyormuş, yolu bir gün demirci  dükkanına düşmüş.. Nasıl sevinmiş yiye yiye semirmiş….<br />
Bütün demirleri yedikten sonra sıra törpüye (eğeye) gelmiş, cari açık  her ay 10 milyar dolar ve durdurulamıyor, ısırdıkça törpüyü ağzı kanlar  içinde…</p>
<p>Bu şimdi sözü edilen ‘milli, yerel, korumacı’ politikaları gerçek  sanmayın, ağızları dilleri eğeden paramparça kanlar içinde, artık  önümüzdeki bir iki yıl acıdan kusup törpü yalayıp kan kusacaklar&#8230;<br />
Terbiyesiz ahlaksız yazarlar, sapsız balta gibi ekranlara dalıp ülkede  ne var ne yok satanlar, rakiplerim ne olursa olsun ölsün yokolsun diye  örgütlenmiş gestapo çeteleri, ne oldu, milli yerli sanayi demeye  başladınız, daha iktidarınızın ilk günü, maşallah, tebeşire bizim köyün  peyniri mi diye melül melül bakmaya başladınız…</p>
<p><strong>Nihat Genç<br />
Odatv.com</strong></p>
<p><a href="http://www.odatv.com/n.php?n=bushun-bokunda-musluman-cocuklari-3006111200" target="_blank">http://www.odatv.com/n.php?n=bushun-bokunda-musluman-cocuklari-3006111200</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/bush-un-b-kunda-musluman-cocuklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emin Çölaşan &#8211; Türkiye yi kim yönetiyor?</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/emin-colasan-turkiye-yi-kim-yonetiyor/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/emin-colasan-turkiye-yi-kim-yonetiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:52:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[emin çöaşan]]></category>
		<category><![CDATA[hukuksuz]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[silivri]]></category>
		<category><![CDATA[sindirme]]></category>
		<category><![CDATA[sözcü]]></category>
		<category><![CDATA[tükiye]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[yasadışı]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yönetiyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=391</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/themes/WillPress/thumb.php?src=wp-content/uploads/2011/07/19038ssswww-150x150.jpg&amp;w=150&amp;h=120&amp;zc=1&amp;q=90" align="left" hspace="10">BİR ülke düşünün, birileri halkın oylarıyla milletvekili seçiliyor ama onları yargılayan Silivri ve Diyarbakır özel yetkili mahkemeleri ısrarla tahliye kararı vermiyor… Gerekçeleri ilginç: Kaçabilirler!.. Delilleri henüz toplanmadı!.. Delilleri değiştirebilir, yok edebilirler!.. Özellikle üç kişinin, Mehmet Haberal, Engin Alan ve Mustafa Balbay‘ın milletvekili seçildikleri halde niçin bırakılmadığını anlayan yok. O kadar ki, AKP HSYK‘sının birinci daire [...]<br /><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BİR ülke düşünün, birileri halkın oylarıyla milletvekili seçiliyor ama onları yargılayan Silivri ve Diyarbakır özel yetkili mahkemeleri ısrarla tahliye kararı vermiyor…</p>
<p>Gerekçeleri ilginç:</p>
<p>Kaçabilirler!.. Delilleri henüz toplanmadı!.. Delilleri değiştirebilir, yok edebilirler!..</p>
<p><span id="more-391"></span>Özellikle üç kişinin, Mehmet Haberal, Engin Alan ve Mustafa Balbay‘ın milletvekili seçildikleri halde niçin bırakılmadığını anlayan yok.</p>
<p>O kadar ki, AKP HSYK‘sının birinci daire başkanı olan İbrahim Okur bile önceki gün bu karara katılmadığını açıkladı:</p>
<p>“Ben olsam tahliye kararı verirdim!” dedi!</p>
<p>Bu daire başkanı, AKP iktidarı tarafından benimsenip oraya getirilen bir hakim. Oraya, HSYK‘nın en etkili dairesine bu nedenle başkan seçildi.</p>
<p>Onun ağzından çıkan sözler o nedenle önemlidir.</p>
<p>Bu sözleriyle acaba mahkemelere bir mesaj mı veriyor?</p>
<p>Biliyorsunuz, üç tututklu sanığı mahkemeleri bırakmadı. Onlar da bir üst mahkemeye itiraz ettiler, bu kararın değiştirilmesini ve tahliye kararı verilmesini istediler. Şimdi top üst mahkemelerde.</p>
<p>Ancak Haberal‘ın olayında son derece ilginç bir olay var.</p>
<p>Prof. Dr. Haberal, bu üst mahkemenin hakimleri hakkında Yargıtay’da tazminat davası açmış ve kendisine haksızlık yapan hakimleri tazminat ödemeye mahkum ettirmişti.</p>
<p>Şimdi işe bakın ki, bir yanda davacı Mehmet Haberal var, öteki yanda ise davalı üst mahkeme hakimleri.</p>
<p>Haberal‘ın avukatları bu nedenle reddi hakim talebinde bulundular. Başka bir deyişle, şunu söylediler:</p>
<p>“Ey mahkeme heyeti, sen bizim davamızda tarafsız değilsin ve bu nedenle tarafsız karar veremezsin… Çünkü sizinle mahkemelik olduk, sizi mahkum ettirdik.”</p>
<p>***</p>
<p>Şimdi benim kafam iki üst düzey kişinin sözlerine takılmış durumda. İlki, HSYK Daire Başkanı İbrahim Okur‘un söyledikleri:</p>
<p>“Ben olsaydım tahliye kararı verirdim.”</p>
<p>Bakalım, göreceğiz!.. Bu sözler acaba hem Silivri, hem de Diyarbakır’da tutuklu milletvekillerinin itirazlarını görüşecek olan üst mahkemelere iktidar tarafından gönderilen bir işaret midir?</p>
<p>İbrahim Okur düzeyine gelmiş, yargıdaki atama ve terfileri belirleyen bir yüksek hakim, velev ki gazeteciler kendisine sormuş bile olsa, bu sözleri durup dururken söylemez, söyleyemez.</p>
<p>Eğer üst mahkemeler İbrahim Okur’un bu sözlerinden sonra tahliye kararı verirse hiç kimse şaşırmasın.</p>
<p>İkincisi ise Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Artvin’de altı gün önce söylediği sözler:</p>
<p>“Süreci bir iki gün daha bekleyelim, bakalım gelişmelere. Ondan sonra bizim de söyleyeceklerimiz olabilir.”</p>
<p>Tahliye kararları reddedildi, kıyamet koptu.</p>
<p>Cumartesi günü de yazmıştım, hakimler böyle ulu orta konuşamaz. Onlar sadece kararlarıyla konuşur. Şimdi Haşim‘in bu anlamsız sözlerinden sonra aradan bir hafta geçti. “Bir iki gün sonra bizim de söyleyeceklerimiz olabilir” diyen bu şahsın ne diyeceğini merakla beklemeyi sürdüreceğiz!</p>
<p>Ya da diyeceğiz ki “Karnından konuşmuş!”</p>
<p>***</p>
<p>CHP dün en iyisini yaptı. Böyle bir olaya tepki gösterilmezse, neye gösterilecek? Senin iki adayını Türk milleti İzmir ve Zomguldak’ta  oylarıyla milletvekili seçiyor ve yargılamaları aynen süreceği halde onlar tahliye edilmiyor!</p>
<p>Şimdi dikkat ediniz!</p>
<p>Demek ki Türkiye’nin siyasetini artık Silivri ve Diyarbakır’daki iki özel yetkili mahkeme belirliyor.</p>
<p>Toplam dört mahkeme. İkisi Silivri, ikisi Diyarbakır’da.</p>
<p>Ret kararlarını toplam 11 hakim veriyor. (Sadece Silivri’de başkan Köksal Şengün muhalif kalıyor)</p>
<p>Demek ki İzmir, Zonguldak ve Güneydoğu’da bu insanlara oy verip milletvekili olmalarını sağlayan yüzbinlerce seçmenin hiçbir önemi yok!</p>
<p>Demek ki siyaseti ve geleceği belirleyen kişi sayısı 11…</p>
<p>Çünkü Balyoz davasına bakan Silivri mahkemesi sadece ülkemizin siyasetini değil, Türk Ordusu’nun geleceğini de karara bağlıyor. Ordumuzda kimlerin terfi edeceği, kimlerin devre dışı bırakılacağı Genelkurmay’ın değil, artık sadece Silivri mahkemesinin bileceği iş.</p>
<p>Bir Türkiye ve bir Türk Ordusu düşünün ki, orgeneraller dahil tam 34 muvazzaf, yani görev başındaki general ve amiral tutuklu. Albayların ve daha alt rütbedeki tutukluların sayısını bilemiyorum… Ve Tayyip onları terfi ettirmeyecek…</p>
<p>***</p>
<p>CHP bu olayla direnişini sonuna kadar ve ısrarla sürdürmelidir. Başka çaresi yoktur. Bu parti tavrını koyar, top böylece Tayyip’in elinde kalır.</p>
<p>CHP‘nin dikkat etmesi gereken çok öenmli bir husus daha var:</p>
<p>Bundan somra Tayyip’in oyununa düşmemek.</p>
<p>Şimdi Tayyip bütün partilere en şirin göstermelik suratını takınarak şöyle yaklaşmaya kalkışacak:</p>
<p>“Arkadaşlar, yargı bağımsızdır!</p>
<p>Biliyorsunuz, biz yargıya karışamıyoruz! Şimdi bu sıkıntıyı atlatmak için gelin, hep birlikte anayasa değişikliği yapalım”</p>
<p>CHP bu anayasa masalına kanıp tuzağa düşerse yazıklar olsun.</p>
<p>Direneceklerini umarım ve umarız. Bu seçimde CHP‘ye oy veren milyonlarca insanımız bu partiden yumuşaklık değil, ilke ve inanç bekliyor.</p>
<p>Keşke MHP’de aynı davranışı sergileseydi.</p>
<p>Mahkeme kararıyla tahliye edilmeyen Engin Alan onların milletvekili değil mi? MHP bunu nasıl sineye çekti , dün nasıl yemin etti, anlamak mümkün değil. Engin Alan’a hundan sonra sahip çıkıp çıkmayacağını da bilemiyoruz.</p>
<p>***</p>
<p>Gelelim Meclis’e katılmayan Kürtçü BDP milletvekillerine! Onlar dün Ankara’da değil. Diyarbakır’da idi!</p>
<p>Türkiye’de Kürtçü yönetimin başkenti Diyarbakır! Artık ikinci bir başkentimiz (!) var:</p>
<p>Diyarbakır.</p>
<p>Bunlar bugüne kadar eclis’te oldujları her dakika boyunca Kürtçülük yaptılar. Bunlara AKP gaz verdi, Kürt açılımı başlattı, Abdullah Öcalan’la İmralı’da pazarlık masasına oturdu, onları iyice şımarttı ve tepemize çkardı. Hiç kuşkunuz olmasın, günün birinde Meclis’e geldikleri takdirde işleri güçleri yine aynen Kürtçülük yapmak olacak.</p>
<p>Hep vurguluyorum, Meclis’e girdikleri zaman önce kısa bir süre sonra AKP ile hırlaşır görünecekler. AKP de öyle görünecek! Birbirlerine laf atacaklar, belki kavga edecekler…</p>
<p>Ve sonra AKP-BDP ittifakı gerçekleşecek. Tayyip, anayasa değişikliğini Kürtçülerin oyları ve desteği ile gerçekleştirecek, ülkemizin bölünmesi yolunda ilk adımlar atılacak…</p>
<p>Ve AKP’ye “Müslümandır, dindardır, bizim örtümüze karışmıyorlar, yardım alıyorum” diye oy veren yüzde 50′nin aklı belki o zaman başına gelecek de, iş işten geçmiş olacak.</p>
<p>SÖZCÜ</p>
<p><a href="http://www.ilk-kursun.com/2011/06/emin-colasan-turkiyeyi-kim-yonetiyor/" target="_blank">http://www.ilk-kursun.com/2011/06/emin-colasan-turkiyeyi-kim-yonetiyor/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/emin-colasan-turkiye-yi-kim-yonetiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin &#8216;terörle savaşı&#8217;nda 225 bin kişi öldü</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/abdnin-terorle-savasinda-225-bin-kisi-oldu/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/abdnin-terorle-savasinda-225-bin-kisi-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:49:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bahane]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[nato]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[sivil]]></category>
		<category><![CDATA[sömürgecilik]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=387</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/themes/WillPress/thumb.php?src=wp-content/uploads/2011/07/015202434_100-150x143.jpg&amp;w=150&amp;h=120&amp;zc=1&amp;q=90" align="left" hspace="10">ABD’nin Brown Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarından sonra, teröre son verme hedefiyle Afganistan, Irak ve Pakistan’da sürdürülen savaşlar sırasında 225 bin kişi öldü. Araştırmada uzmanlar, terörle mücadelenin mali bilançosunun da dört trilyon doları bulduğunu hesapladı. Araştırmada uzun vadeli savaş masraflarının hesaplanmasında farklı bir yöntem uygulandığına dikkat çeken proje yönetmeni Catherine [...]<br /><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin Brown Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarından sonra, teröre son verme hedefiyle Afganistan, Irak ve Pakistan’da sürdürülen savaşlar sırasında 225 bin kişi öldü.</p>
<p>Araştırmada uzmanlar, terörle mücadelenin mali bilançosunun da dört trilyon doları bulduğunu hesapladı. Araştırmada uzun vadeli savaş masraflarının hesaplanmasında farklı bir yöntem uygulandığına dikkat çeken proje yönetmeni Catherine Lutz, &#8220;Savaşın maliyeti, çarpışmaların sona ermesiyle kapanmıyor&#8221; diyor. Şimdiye kadar, ABD’nin on yıldır sürdürdüğü &#8220;küresel terörle savaşının&#8221; sosyal maliyetini de kapsayan bir araştırma yapılmamıştı.</p>
<p><span id="more-387"></span>Rhode Island Eyaleti’nin Providence şehrindeki Brown Üniversitesi’nden yirmi iktisatçı, hukukçu ve siyasi bilimcinin hazırladığı ayrıntılı araştırmaya göre, şimdiye kadar terörle savaşa faiz farkıyla birlikte 3,2 ila 4 trilyon dolar harcanmış. Bu rakama, eski muhariplerle, savaşta sakat kalanların tıbbi bakımına harcanan para da dahil. Terör ile mücadelenin müttefiki Pakistan’a yapılan mali ve askeri yardımlara da şimdiye kadar hiçbir savaş bilançosunda yer verilmemişti.</p>
<p>&#8220;Gerçek rakamlar telaffuz edilmiyor&#8221;</p>
<p>Proje şefi Catherine Lutz, Eisenhower Vakfı’nın mali katkılarıyla desteklenen araştırmanın pratik değerinin yüksek olduğunu söylüyor. Brown Üniversitesi Antropoloji Bölümü doçentlerinden Profesör Lutz, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, savaşla ilgili rakam kargaşasını sonlandırmaya yarayabilecek bir çalışma yaptıklarını söyledi.</p>
<p>Lutz, “Kamuoyunun eksiksiz bilgi sahibi olmasını amaçladık. Çünkü, bilhassa ABD’deki tartışmalarda her zaman gerçek rakamlar telaffuz edilmiyor. Ne harcamalar ne de kayıplar açısından” diyor.</p>
<p>Gırtlağına kadar borçlu durumdaki ABD’nin sadece savaş kredileri yüzünden omuzlamak zorunda olduğu mali yükün boyutlarını kavrayabilmek için, yılda sadece faize 185 milyar dolar ödediğini bilmek yeterli. Terörle mücadelenin yoğunluk derecesine göre 2020 yılına kadar faiz yükünün yılda bir trilyon dolara çıkması mümkün.</p>
<p>BM&#8217;nin hesaplamaları farklı</p>
<p>Birleşmiş Milletler istatistiklerine istinaden hazırlanan kayıp bilançosu nispeten muhafazakar hesaplamalara dayanıyor. Buna göre, Irak ve Afganistan’da en az 137 bin sivil öldürülmüş. ABD ile müttefikleri 31 bin kayıp vermiş. Bütün bu üç savaş yüzünden 7 milyon 800 bin insan yerinden olmuş, mülteci durumuna düşmüş.</p>
<p>Henüz başlarında bulunduğumuz başkanlık seçim kampanyasında, Afganistan’daki askeri angajmana derhal son verilmesini talep edenlerin bu araştırmadan yararlanacaklarından kuşku yok. ABD Afganistan’daki asker sayısını bir yıl zarfında üçte bir oranında azaltmayı amaçlıyor. Diğer NATO üyelerinin askeri birliklerini ne kadar küçültecekleri henüz kesinleşmiş değil. En geç 2012 sonunda Irak’ta tek bir muharip Amerikan askerinin dahi kalmayacağı tahmin ediliyor.</p>
<p>Proje şefi Catherine Lutz, Irak ve Afganistan savaşlarını tek bir araştırmada ele almalarının nedenini şöyle açıkladı: “Bush yönetimi Amerikan halkına karşı Irak savaşını gerekçelendirirken, ABD’nin yeni terör saldırılarına karşı güvenli kılınmasını neden göstermişti. Bu nedenle Irak savaşı eski yönetim kadar Amerikan kamuoyunun önemli bir bölümü için de aynı kategoride yer alıyor.”</p>
<p>Yeni bir tartışma yaratabilir</p>
<p>Brown Üniversitesi’nin araştırması vakıf tarafından finanse edilmiş. Vakfa adı verilen ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’daki Amerikan birliklerinin komutanı olan Başkan Eisenhower, 1961 yılındaki veda konuşmasında Amerikan savaş endüstrisinin aşırı nüfuzunu eleştirmişti. Araştırmayı hazırlayan akademisyenler de ortaya çıkardıkları rakamların yeni bir tartışmaya zemin oluşturacağını inkar etmiyorlar.</p>
<p>© Deutsche Welle Türkçe</p>
<p>Daniel Scheschkewitz, Çeviren: Ahmet Günaltay</p>
<p>Editör: Ayhan Şimşek<a href="http://www.dw-world.de/dw/article/0,,15209840,00.html" target="_blank"><br />
</a></p>
<p><a href="http://www.dw-world.de/dw/article/0,,15209840,00.html" target="_blank">http://www.dw-world.de/dw/article/0,,15209840,00.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/abdnin-terorle-savasinda-225-bin-kisi-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yabancılara tapu hakkı!</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/yabancilara-tapu-hakki/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/yabancilara-tapu-hakki/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:45:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ele geçirme]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[sömürge]]></category>
		<category><![CDATA[tapu]]></category>
		<category><![CDATA[tapu hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[toprak satışı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=382</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/themes/WillPress/thumb.php?src=wp-content/uploads/2011/07/1309724781-150x150.jpg&amp;w=150&amp;h=120&amp;zc=1&amp;q=90" align="left" hspace="10">Tapu Kanunu’nda yapılan değişiklikle yabancılara toprak satışının önündeki tüm engeller ortadan kalktı. Türkiye’de süreli işletme hakkına sahip yabancılar tapu alma hakkına da kavuştu. Yabancı şirketlere tapu hakkı geldi Anayasa Mahkemesi’nin onayladığı Tapu Kanunu’yla Türkiye’de süreli işletme hakkına sahip yabancılara tapu sahibi olma hakkı da verildi. Haber : Salim Yavaşoğlu Tapu Kanunu’nda değişiklik öngeren 5782 sayılı [...]<br /><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tapu Kanunu’nda yapılan değişiklikle yabancılara toprak satışının önündeki tüm engeller ortadan kalktı. Türkiye’de süreli işletme hakkına sahip yabancılar tapu alma hakkına da kavuştu.</p>
<p>Yabancı şirketlere tapu hakkı geldi</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin onayladığı Tapu Kanunu’yla Türkiye’de süreli işletme hakkına sahip yabancılara tapu sahibi olma hakkı da verildi.</p>
<p><span id="more-382"></span>Haber : Salim Yavaşoğlu</p>
<p>Tapu Kanunu’nda değişiklik öngeren 5782 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından da onaylanmasıyla birlikte yabancılara toprak satışının önündeki bütün engeller kalktı. Artık yabancı gerçek kişilerin yanı sıra yabancı ülkelerde kendi kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketler de tapu sahibi olabilecek. Yabancı şirketler, bugüne kadar işletmesini aldıkları Tüpraş, Telekom, bankalar gibi şirketlerin, maden alanlarının, limanların, enerji tesislerinin, derelerin tapularını alabilecek. Bugüne kadar yabancı şirketler, 29 ya da 49 yıllığına Türkiye’nin yüzölçümünün yüzde 17’si kadar 150 bin kilometrekarelik maden alanın işletme hakkına sahip oldu.</p>
<p>Sınırsız satış<br />
Daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iki kere iptal edilen kanun değişikliklerine göre yabancılara, bir ilin binde 5’i kadar toprak alma hakkı verilmek isteniyordu. Bu şimdi ilin imar planlı bölümünün yüzde 10’una çıkarılırken o ildeki her bir ilçe imar planlarının da yüzde 10’u olarak belirlendi.  Yabancı şahıs ve şirketlerin alacakları parsellerin 30 hektarı (300 dönüm) geçmemesi öngörülüyordu. 30 hektarı geçmesi halinde ise bunu Bakanlar Kurulu kararı ile yapmaları öngörülüyordu. Anayasa Mahkemesi tarafından da onaylanan yeni kanun, yabancı şirketler için bu sınırlamayı da ortadan kaldırdı.</p>
<p>Lozan ortadan kalktı<br />
Emekli Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, 12 Mayıs 2011 tarihinde, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla “Yabancılara Taşınmaz Satışı” önündeki engellerin aşıldığını belirterek, “Bugüne kadar yabancılara 29 ya da 49 yıl gibi geçici sürelerle işletme hakkı devredilen dere, liman, su kaynağı, maden, Tekel gibi işletmelerin tamamının, bu karar yüzünden artık yabancılar tarafından tapusu alınabilecek. Bu, hem Lozan Antlaşması’nın ortadan kalkması, hem de ülkenin güvenliği ve geleceği açısından çok büyük bir tehlike anlamınadır. Ayrıca yabancı turizm firmaları orman alanlarını da sorgusuz sualsiz satın alabilecekler, özellikle orman köylülerinin ve kamuoyunun dikkatli olması kaçınılmazdır” uyarısı yaptı.</p>
<p>Yabancılar dayattı<br />
Özkaya, yabancıların Yüksek Mahkeme kararlarını yok sayarak dayatmalarını sürdürdüğünü öne sürerek, “1-1.5 yıllık süreç içerisinde yabancı emlak ve inşaat şirketlerinin baskıları sonucunda 5782 Sayılı Yasa çıkarıldı. Bu yasa, il sınırının binde 5’ini değil, il imar planının yüzde 10’unu yabancılar satın alabilir diyordu. Yani iktidar binde 5’i, yüzde 10’a çıkardı. Özkaya, şöyle konuştu: “Yabancı tüzel kişiler ise hiçbir sınırlamaya tabi değil, sınırsızca istedikleri kadar yer alabiliyor. 5872 Sayılı Yasa’yla ilgili iptal başvurusu, 4 yıldır Anayasa Mahkemesi’nin sumeninin altında dururken, mahkemeyle ilgili yeni yasal düzenlemenin ardından ret kararı çıktı. Böylece yabancı gerçek kişiler bir ilin imar planının yüzde 10’una kadarını satın alabilecekler.</p>
<p>49 yıl yerine tapu<br />
İşte bu, Lozan’ın delinmesi, ortadan kalkması anlamını taşıyor. Bugüne kadar maden alanları 49 yıllığına, 99 yıllığına yabancı şirketlere veriliyordu. Bu yasa ile şirketler, maden alanlarının mülkiyetini, tapusunu alabilecek duruma gelmiş oldu. Limanların keza işletme hakkı veriliyordu, şimdi devralabilecekler. Bankaları, Tekel’i, Telekom’u, kısacası işletme hakkı vermiş olduğumuz bütün varlıklarımızın mülkiyetini ellerine almış olacaklar. Adaları önceleri Türkiye’deki alıcılar yabancılarla ya da kendi başlarına birleşerek satın alıyordu, şimdi yabancılara devredebilecekler.”</p>
<p>Ofer’e tesis vizesi<br />
Kuşadası limanının genişletme çalışmalarının da başladığını belirten Orhan Özkaya, şu tespitlerde bulundu: “Kuşadası limanını alan Ofer firması limana ek tesisler yapmak için dolgu yapmayı sürdürecek. Kuşadası’nda AVM yapmak üzere genişletme çalışmaları hızla sürdürülecek. Bunlar 3996 sayılı yasa (Yap-İşlet-Devret), 5782 sayılı yasa, Maden Yasası ve Turizm Yasası, 5737 sayılı Vakıflar Yasası’yla mümkün hale geldi. Kuşadası’nda yapılacak AVM’ye, 6 bin esnafın kepenk kapatmasına neden olacak. Bu sadece Kuşadası’nda değil; Galataport’ta, Antalya, Mersin ve Trabzon limanlarında da olacak. İzmir limanını sattık. İstanbul’da satmadığımız liman kalmadı. Bütün bu limanların mülkiyetini de alabilecekler. 12 Mayıs 2011 tarihli bu karar, Türkiye’nin çok tehlikeli bir noktaya geldiğini gösteren bir karardır.”</p>
<p>Orman da yabancıya<br />
5761 Sayılı Turizmi Teşvik Yasası ile ilgili olarak daha önce Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapıldığını hatırlatan Emekli Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya açıklamalarını şöyle tamamladı: “Bu başvuru, 14 Mayıs 2011 tarihinde reddedilmiş oldu. Bu yasa neyi getiriyor? Bu yasa ile önceki yasaya ek yasalar kapsamında, Türkiye ormanları, golf sahası yapmak amacıyla, turizm tesisleri, sağlık turizmi tesisleri, yabancı huzurevleri yapmak amacıyla yabancılara satılabilecek. Herhangi bir turistik yabancı şirket orman alanlarını talep ettiğinde, bu yasa kapsamında Türkiye ormanları onlara verilmiş olacak. Burasının orman olması fark etmeyecek. Tartışması bile yapılamayacak. Kurulacak komisyonlar buna tamamen yetkili olacaklar. Türkiye sahipsiz bir noktaya getirilmiş vaziyette.”</p>
<p><a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=52752" target="_blank">http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=52752</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/yabancilara-tapu-hakki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Varsayalım ki Ergenekon diye bir örgüt var!</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/varsayalim-ki-ergenekon-diye-bir-orgut-var/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/varsayalim-ki-ergenekon-diye-bir-orgut-var/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:26:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[davası]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk dışı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuksuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[iddaa]]></category>
		<category><![CDATA[silivri]]></category>
		<category><![CDATA[soruşturma]]></category>
		<category><![CDATA[suçlaması]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=376</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/themes/WillPress/thumb.php?src=wp-content/uploads/2011/07/Ergenekonkapaksorusturma-150x150.jpg&amp;w=150&amp;h=120&amp;zc=1&amp;q=90" align="left" hspace="10">Türkiye’deki soruşturmalarda, gazeteciler, akademisyenler ve askerler, ne kadar kolaylıkla, “terör örgütüne üye olmak”la suçlanabiliyor? Tıpkı Amerika’da Müslümanların terörist olmakla suçlanması gibi değil mi? Ne zamandır bu konuyu yazmayı düşünüyordum. ABD Temsilciler Meclisi’nde  “Müslüman toplumunun radikalleşmesi tehdidi” üzerine bir oturum yapılınca hatırladım.. Oturumu düzenleyen Temsilciler Meclisi İç Güvenlik Komitesi Başkanı Peter King, El Kaide’nin Amerikalı Müslümanları [...]<br /><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’deki soruşturmalarda, gazeteciler, akademisyenler ve askerler,  ne kadar kolaylıkla, “terör örgütüne üye olmak”la suçlanabiliyor?</p>
<p>Tıpkı Amerika’da Müslümanların terörist olmakla suçlanması gibi değil mi?</p>
<p>Ne  zamandır bu konuyu yazmayı düşünüyordum. ABD Temsilciler Meclisi’nde   “Müslüman toplumunun radikalleşmesi tehdidi” üzerine bir oturum  yapılınca hatırladım..</p>
<p><span id="more-376"></span>Oturumu düzenleyen Temsilciler Meclisi İç  Güvenlik Komitesi Başkanı Peter King, El Kaide’nin Amerikalı  Müslümanları saflarına çekmek için çalıştığını iddia etti. King,  oturumda yaptığı konuşmada Müslümanların radikalleştiğini de söyledi.  Temsilciler Meclisi’nin ilk Müslüman üyesi Demokrat Keith Ellison ise  komiteyi girişiminden dolayı kınadı ve bu oturumun ABD değerlerine  uymadığını söyledi.</p>
<p>***</p>
<p>Aslında ABD’nin sıkıştığı zaman uyguladığı yöntemdir bu. Tıpkı  McCarthy dönemi gibi.. İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte Amerika Birleşik  Devletleri’nde, önce Sovyet ajanlarının ülkedeki varlığından ve gizli  tertiplerinden bahseden bir yaygara koparıldı. 29 Haziran 1940’da,  Amerikan Kongresi, Amerikan hükümetinin devrilmesini savunmayı ve bunun  propagandasını yapmayı suç haline getiren bir yasayı kabul etti.  Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi, aydınları sorgulamaya başladı. 9  Şubat 1950’de Wisconsin senatörü Joseph McCarthy, 205 kişilik bir  komünist listesi yayınladı. Liste önce 80 kişiye, sonra 50 kişiye  düşürüldü ama böylece tarihe “McCarthizm” olarak geçen cadı avı dönemi  başladı. Sorgulamalar, eskisinden daha hızlı devam ediyordu&#8230;<br />
Komitenin  sorguladığı kişilar arasında Bertolt Brecht, Charlie Chaplin, Arthur  Miller, Orson Welles ve Pete Seeger gibi ünlü sanatçılar ve genç  sinemacılar da vardı. Elia Kazan gibileri ise arkadaşlarının ismini  vererek kendilerini kurtardı.. Birçoğu, muhbirlik yapmayı kabul etti..<br />
McCarthy  son olarak eleştirilerini Amerikan ordusuna yöneltince, ordu da karşı  harekâta girişerek gazetelere McCarthy’nin usülsüzlükleri hakkında  bilgiler sızdırdı. Basında McCarthy’nin alkolik ve eşcinsel oluşu  sürekli gündeme getirildi. McCarthy, seçimleri kaybetti ama hareket  Soğuk Savaş boyunca devam etti.</p>
<p>***</p>
<p>Türkiye’de de aynısı yapılıyor. Önce bir  “Ergenekon Terör Örgütü”  olduğu iddiası ortaya atıldı. Geniş çaplı tutuklamalar yapıldı. Genel  olarak tutuklananların çoğunluğu, Amerikan aleyhtarı ve ulusalcı idi.  Hatta eski YÖK Başkanı, “Yahu ben Amerikancıyım” diye itiraz etti de  paçasını kurtardı.<br />
Bir de bütün sanıklar, hükümeti devirmek  girişimiyle suçlanıyor. Nitekim AKP hükümetini eleştirmek neredeyse suç  haline geldi. Ordu ise kendisine karşı uygulanan psikolojik harekata  karşılık veremedi.<br />
Böyle bir terör örgütünün mevcut olduğunu  varsayalım. Hangi salak, dört yıldır yüzlerce insanın hayatının  karartıldığını bile bile böyle bir örgüte üye olur veya destek verir?  Hangi salak, evinde, iş yerinde kendisinin aleyhine delil teşkil  edebilecek bir belgeyi bulundurur?<br />
Ama yeni tutuklamalarda görüyoruz  ki, 2010’da da örgütün faaliyeti devam ediyor ve hatta medya ile ilgili  yeni bir belge bile düzenlemişler! İyi de tutuklanan kişiler, zeki  insanlar.. Böyle bir aptallık yaparlar mı? Demek ki belgeleri de  senaryoyu yazanlar düzenlemiş!</p>
<p>***</p>
<p>İngiltere’nin Economist dergisi ise “Türkiye, gazeteci olmak için tehlikeli bir yer” diyor..<br />
Çünkü Türkiye’de Gladio eylemlerinin  perde arkasını araştırmak, devlet içindeki çetelerle uğraşmak anlamına geliyor..</p>
<p><a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=17351" target="_blank">http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=17351</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/varsayalim-ki-ergenekon-diye-bir-orgut-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yegâne din krizi</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/yegane-din-krizi/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/yegane-din-krizi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:21:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa birliği]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[dayatma]]></category>
		<category><![CDATA[dinler]]></category>
		<category><![CDATA[diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[hak dini]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[taviz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=371</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/themes/WillPress/thumb.php?src=wp-content/uploads/2011/07/asiy_hutbe_dayatma_diyanet-150x150.jpg&amp;w=150&amp;h=120&amp;zc=1&amp;q=90" align="left" hspace="10">Diyanet&#8217;in hutbesindeki &#8220;Allah katında yegâne dinin İslam olduğu&#8221; ifadesi ve misyonerlik tartışmasının, Türkiye ile ABD ve AB arasında yarattığı sorun büyüyor Türkiye ile ABD ve AB arasında &#8220;hutbe&#8221; krizi ve &#8220;misyonerlik&#8221; tartışması büyüyor. Son olarak, görev süresi biten ABD&#8217;nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Diyanet İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın&#8217;a gönderdiği mektupta, Türkiye&#8217;de &#8220;din özgürlüğü&#8221; [...]<br /><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyanet&#8217;in hutbesindeki &#8220;Allah katında yegâne dinin İslam olduğu&#8221; ifadesi ve misyonerlik tartışmasının, Türkiye ile ABD ve AB arasında yarattığı sorun büyüyor</p>
<p>Türkiye ile ABD ve AB arasında &#8220;hutbe&#8221; krizi ve &#8220;misyonerlik&#8221; tartışması büyüyor.<br />
Son olarak, görev süresi biten ABD&#8217;nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Diyanet İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın&#8217;a gönderdiği mektupta, Türkiye&#8217;de &#8220;din özgürlüğü&#8221; konusunda sıkıntı yaşandığını, söz konusu hutbedeki ifadelerin Hıristiyanlara tehdit olarak algılandığını belirtti.</p>
<p><strong><span id="more-371"></span>Hutbede ne vardı?</strong></p>
<p>Hutbe tartışması, Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın 11 Mart&#8217;ta okuttuğu &#8220;Allah katında din İslamdır&#8221; başlıklı hutbe ile başladı.<br />
Hutbede Haçlı seferlerine atıfta bulunularak, &#8220;Allah katında yegâne din olan İslamı ve Müslümanları tarihten silmek için sözde kutsal ordular oluşturdular, ancak nihai amaçlarına ulaşamadılar.(&#8230;)Tarihte olduğu gibi günümüzde de aynı güçler, İslamı çıkarları ve egemenlikleri karşısında en büyük engel gördükleri için insanlarımızı bu dinden koparmak amacıyla planlı ve organize bir şekilde çalışmaktadırlar&#8221; ifadelerine yer verildi.<br />
Misyonerlik faaliyetlerinin de eleştirildiği hutbede, &#8220;Özellikle etnik ayrımcılıktan, mezhep farklılıklarından, yaşanan ekonomik ve siyasi sıkıntılardan ve hatta deprem, sel gibi afetlerden yararlanarak, çocuklarımızın ve gençlerimizin imanını çalmaya çalışmaktadırlar&#8221; denildi.</p>
<p>Ayetlerle anlatıldı<br />
Hutbede, İslam&#8217;a karşı yürütülen bütün girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanacağı ifade edilirken, bu görüş Kuran&#8217;daki Al-i İmran ve Maide surelerinden ayetlerle desteklendi. Hutbede Al-i İmran suresinin 3/19&#8242;ncu ayetindeki &#8220;Allah katında tek din İslamdır&#8221; ve Maide suresinin 5/3&#8242;ncü ayetindeki, &#8220;Size, din olarak yalnızca İslam&#8217;ı seçtim&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>&#8216;Onlar da İsa&#8217;ya teslim&#8217;<br />
Bu hutbenin okutulmasının ardından AB ülkelerinin temsilcileri hutbeyi, &#8220;dini ayrımcılık&#8221; olarak nitelendirdi. Devlet Bakanı Aydın ise, &#8220;Keyifleri bilir&#8230; Her gün kilisede &#8216;İsa&#8217;ya teslim olmadan kurtuluş yok&#8217; diye dua ediliyor&#8221; yanıtı verdi.<br />
Aydın&#8217;ın, misyonerlik hareketlerine ilişkin bir soru önergesini yanıtlarken, &#8220;Misyonerliğin masum bir din tebliği olmadığı, siyasi amaçları olduğu&#8221; yönünde açıklaması, dikkatleri aynı noktaya topladı.</p>
<p>ABD rahatsız oldu<br />
Aydın&#8217;dan üst üste gelen bu açıklamalar ABD&#8217;yi de rahatsız etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın ABD ziyaretinde konu gündeme geldi.<br />
Hutbe krizi, Edelman&#8217;ın Aydın&#8217;a &#8220;misyonerlik&#8221; ve &#8220;din özgürlüğüne&#8221; ilişkin bir mektup göndermesi ile doruğa çıktı. Aydın, Edelman&#8217;ın mektubunu, &#8220;Böyle bir üslup var mı?&#8221; diye eleştirdiği haberi konusunda yakın çevresine, &#8220;Öyle söylemedim. &#8216;Bu tür mektuplar Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile gönderilir, üslup bu olmalı&#8217; dedim&#8221; dediği öğrenildi.</p>
<p>&#8216;Misyonerlikte çizgi farklı&#8217;</p>
<p>CNN Türk&#8217;te önceki gün &#8220;Eğrisi Doğrusu&#8221; programına katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, din özgürlüğüne ve insanın dinini anlatmasına sonuna kadar destek verdiklerini söyledi. Bardakoğlu, &#8220;Ama misyonerlik konusu biraz farklı bir çizgide yürüyor.<br />
Uluslararası stratejilerin, uluslararası hesapların aracı haline gelmiş durumda. Bir dinin uluslararası politikaların aracı haline gelmesi, o dinin kendisine ihanettir. Dinlerin uluslararası stratejilerin aracı haline gelmesini doğru bulmuyorum&#8221; dedi.<br />
&#8220;Bir ateist kendi inancını yaşayabilmeli&#8221; diyen Bardakoğlu, iftira atmamak şartıyla bir Hıristiyanın dinini yayınlarla ve sözlerle istediği gibi anlatabileceğini bildirdi.</p>
<p>Edelman&#8217;ın mektubu</p>
<p>Edelman&#8217;ın haziran başında Aydın&#8217;a gönderdiği ve &#8220;misyonerlik faaliyetlerinin engellenmesi&#8221; ile &#8220;din özgürlüğünü&#8221; konu eden mektup, krizi doruğa çıkardı.<br />
Sabah gazetesinde dün haber verilen mektupta, Türkiye&#8217;deki Hıristiyanlara saldırıların dökümüne yer veren Edelman, Diyarbakır&#8217;da misyonerlik faaliyeti yürüten bir Hıristiyanın linç edilmek istendiğine ve Ankara Proteston Kilisesi&#8217;ne saldırılara değindi. Edelman, hutbedeki ifadelerin, Hıristiyanların tehdit olarak algılanmasına neden olduğunu savundu.</p>
<p>AB elçileri şikâyet etti</p>
<p>Erdoğan&#8217;ın 14 Haziran&#8217;da AB büyükelçileriyle yediği yemekte de Belçika Büyükelçisi Jan Mattysen, hükümetin Türkiye&#8217;de azınlıkların din özgürlüğü konusunda sıkıntı olmadığını sık sık tekrarladığını hatırlatarak, &#8220;Eğer bu doğruysa niçin Devlet Bakanı Mehmet Aydın, TBMM&#8217;de misyonerlik konusunu tartışıyor ve 368 kişinin Hıristiyanlığa geçmesini gündemi getiriyor&#8221; sorusunu yöneltti.<br />
Bu sözler üzerine Erdoğan, din özgürlüğü konusundaki asıl sıkıntıyı çoğunluğu oluşturan Müslümanların çektiğini anlattı.</p>
<p><em><span style="color: #a50000; font-size: x-small;">ANKARA Milliyet</span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/yegane-din-krizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hem cami hem kilise hem de sinagog!</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/hem-cami-hem-kilise-hem-de-sinagog/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/hem-cami-hem-kilise-hem-de-sinagog/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 10:18:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[ayin]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dinler]]></category>
		<category><![CDATA[dinlerarası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[klise]]></category>
		<category><![CDATA[sinagog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=368</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/themes/WillPress/thumb.php?src=wp-content/uploads/2011/07/camiklisesinagog-150x150.jpg&amp;w=150&amp;h=120&amp;zc=1&amp;q=90" align="left" hspace="10">Berlin&#8217;de Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanların aynı çatı altında toplanacağı bir ibadethane kurulması planlanıyor. Her din için ayrı bir bölümün ayrılacağı bina, plan aşamasındayken Almanya&#8217;da tartışmalara yol açtı. Alman Radyosu Deutche Welle&#8217;nin haberine göre Berlin’de üç semavî dinin aynı çatı altında toplanacağı bir ibadethane kurulması planlanıyor. Berlin’deki Protestan Petri ve Marien Kiliseleri tarafından planlanan projeye Berlin [...]<br /><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Berlin&#8217;de Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanların aynı çatı altında toplanacağı bir ibadethane kurulması planlanıyor. Her din için ayrı bir bölümün ayrılacağı bina, plan aşamasındayken Almanya&#8217;da tartışmalara yol açtı.</p>
<p>Alman Radyosu Deutche Welle&#8217;nin haberine göre Berlin’de üç semavî dinin aynı çatı altında toplanacağı bir ibadethane kurulması planlanıyor. Berlin’deki Protestan Petri ve Marien Kiliseleri tarafından planlanan projeye Berlin Eyaleti Kültür Bakanlığı da destek veriyor.</p>
<p><span id="more-368"></span>Henüz fikir aşamasında olan proje, şimdiden tartışmalara yol açıyor. Tepki gösterenlerin başında ise Berlin Protestan Akademisi yer alıyor.</p>
<p>Tarihî kilisenin yerine ortak ibadethane</p>
<p>Hrıstiyan, Yahudi ve Müslümanları biraraya getirecek olan ibadethanenin, Berlin’in tarihî Petri Meydanı’nda inşa edilmesi planlanıyor. Berlin’in doğusunda kalan bu meydanda, 13’üncü yüzyılda inşa edilen, İkinci Dünya Savaşı’nda zarar gören ve 1964’te yıkılan Petri Kilisesi bulunuyordu.</p>
<p>Almanya&#8217;da çok sayıda cami bulunuyor</p>
<p>Bu kilisenin bağlı olduğu Protestan Marien Kilisesi Papazı Gregor Hohberg, 2007 yılına kadar otopark olarak kullanılan bu meydana yeni bir dinî yapı inşa etmeye karar verdiklerini belirtiyor. &#8220;Ancak sadece bir kilise inşa etmek istemedik, çünkü Berlin çok değişti&#8221; diyen Hohberg, artık Hrıstiyanların sayısının daha az, Müslümanların sayısının geçmişe göre daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Bu meydanın dinî bir yer olarak kalmasının önemli olduğuna düşündüklerini kaydeden Hohberg, &#8220;ama burayı Berlin’in geçmişinde önem taşıyan ve geleceğinde de önem taşıyacak üç semavî dine açmaya&#8221; karar verdiklerini söylüyor.</p>
<p>İbadethanenin hedefi</p>
<p>Projeye Berlin Yahudi Cemaati’nin yanı sıra Müslümanları temsilen Kültürlerarası Diyalog Forumu adlı dernek katılıyor. Papaz Hohberg, üç dini aynı çatı altında biraraya getirecek binayla, kentteki barışa katkıda bulunmayı hedeflediklerini söylüyor.</p>
<p>Hohberg, &#8220;Ortak hedefimiz, her dinin kendine ait ibadet yeri olacak bir bina inşa etmek. Ancak bu binanın kentteki herkese açık olmasını, inanmayan insanların da ilgilerini çekerek oraya gelmelerini istiyoruz. Kanımızca, eğer o binada dinler arası iletişim kurabilir ve kendi dinî inançlarımızı yerine getirebilirsek, kentteki barışa bir katkı sağlayabiliriz&#8221; diyor. Hedeflerden biri de dinlerin tanıtılması.</p>
<p>Projeye tepkiler</p>
<p>Maliyeti Marien Kilisesi tarafından karşılanacak binanın mimarî projesinin belirlenmesi için önümüzdeki aylarda bir yarışma açılması planlanıyor. Ancak daha fikir aşamasında olan proje şimdiden tepki çekmeye başladı. Berlin Protestan Akademisi Müdür Yardımcısı Erika Godel projeye karşı çıkıyor.</p>
<p>Godel, &#8220;Ben böyle bir ibadethanenin nasıl işleyebileceği konusunda henüz ikna olmadım&#8221; diyor. Bunun güzel bir fikir olabileceğini, özellikle kriz yaşandığı durumlarda insanların ortaklaşa bir şey yapma isteğiyle böyle bir fikrin doğmuş olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>İbadethanenin Berlin&#8217;de inşa edilmesi düşünülüyor</p>
<p>Ancak Godel, &#8220;üç dinin yanyana ibadet edebileceği, kutsal bir binanın yapılmasıyla bu ortak istek ifade edilebilir mi, bu kimin için iyi olur, gerçekten bilmiyorum&#8221; diyor. Dinler arasında diyalog kurmak için böyle bir binaya ihtiyaç olmadığını belirten Godel, Hrıstiyan, Yahudi ve Müslümanların birlikte ibadet edemeyeceğini savunuyor.</p>
<p>Üç din aynı ibadet edebilir mi?</p>
<p>Projeye destek veren Kültürlerarası Diyalog Forumu adlı derneğin başkanı Ercan Karakoyun ise zaten böyle bir hedeflerinin olmadığını vurgularak sözlerini şöyle sürdürüyor:</p>
<p>”Üç dini bir arada ibadet ettirmek o kadar kolay bir şey değil. Ondan dolayı biz şuna karar verdik; üç dinin bir arada ibadet etmesi yerine, aynı çatı altında üç tane bölüm olsun, bir bölüm Yahudilere, bir bölüm Müslümanlara, bir bölüm de Hrıstiyanlara, orada da kendilerine has ibadetlerini yapsınlar.&#8221;</p>
<p>Karakoyun, bu dinleri birleştirme veya tek bir din oluşturma çabası içinde olmadıklarını, önemli olanın aynı mesajı vermek olduğunu söylüyor.</p>
<p>Projede, üç dinin birlikte ibadet etmesi öngörülmüyor. Berlin Yahudi Cemaati de üç dinin birlikte ibadet etmesinin mümkün olmadığı görüşünde. Cemaatin basın sözcüsü Maya Zehden, ancak ortak bir amaç için dua edilebileceğini belirtiyor.</p>
<p>Zehden, ”Elbette belirli bir amaç için ortaklaşa dua edilebilir. Ayrıca bu projenin konsepti geliştirilirken, bu binanın bir çeşit okul olması da düşünüldü. Bu şekilde, orada eğitim alacak genç papaz, imam ve hahamlara dinlerin hangi ortak yanları olduğunu gösterilebilir ve onların biraraya gelmesi sağlanabilir” diyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/07/hem-cami-hem-kilise-hem-de-sinagog/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdullah Gül, hangi teröriste Allah rızası için hakaret etme dedi?</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/06/abdullah-gul-hangi-teroriste-allah-rizasi-icin-hakaret-etme-dedi/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/06/abdullah-gul-hangi-teroriste-allah-rizasi-icin-hakaret-etme-dedi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2011 09:28:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[allah rızası]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[dep]]></category>
		<category><![CDATA[dgm]]></category>
		<category><![CDATA[gül]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=364</guid>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Polonya’da tutuklu gazetecilerle ilgili soruları her zaman ki gibi “gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle değil, terörizm suçlamasıyla yargılandıklarını” söyleyerek geçiştirdi. Gül’e göre yargı bağımsızdı ve müdahale edemezlerdi. Gül’ün bu sözleri 3 Mayıs 2004 tarihinde ABD Büyükelçisi Eıc Edelman’ın kaleme aldığı Wikileaks belgesini hatırlattı. Belge Edelman ve Britanya’nın Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott’un, dönemin Dışişleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberinolsun.org/wp-content/uploads/2011/06/cumhurbaskani-gul-hangi-teroriste-allah-rizasi-icin-hakaret-etme-dedi-1806111200_l.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-365 alignleft" title="cumhurbaskani-gul-hangi-teroriste-allah-rizasi-icin-hakaret-etme-dedi--1806111200_l" src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/uploads/2011/06/cumhurbaskani-gul-hangi-teroriste-allah-rizasi-icin-hakaret-etme-dedi-1806111200_l-150x150.jpg" alt="" width="105" height="105" /></a>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Polonya’da tutuklu gazetecilerle ilgili soruları her zaman ki gibi <strong>“gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle değil, terörizm suçlamasıyla yargılandıklarını” </strong>söyleyerek geçiştirdi. Gül’e göre yargı bağımsızdı ve müdahale edemezlerdi.</p>
<p>Gül’ün bu sözleri 3 Mayıs 2004 tarihinde ABD Büyükelçisi Eıc Edelman’ın  kaleme aldığı Wikileaks belgesini hatırlattı. Belge Edelman ve  Britanya’nın Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott’un, dönemin Dışişleri  Bakanı Abdullah Gül ile 30 Nisan’da yaptıkları görüşmenin notlarını  içeriyor. Diplomatların Gül ile biraraya gelmelerine neden olan konu  hapisteki dört eski DEP’li milletvekili. Hatırlanırsa 1994 yılında PKK  üyeliği suçlamasından hüküm giyen Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak  ve Orhan Doğan, AİHM’in haklarında yeniden yargılama kararı vermeleriyle  Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 2003 yılında yargılanmaya  başlandı. 9 Haziran 2004’te mahkeme 4 vekilin PKK üyesi olduklarına  yeniden hükmetti ancak iyi hal sebebiyle tahliyelerine karar verdi.  Zana, tahliye olduktan sonra da “terör örgütü propagandası yaptığı”  gerekçesiyle hüküm giydi.</p>
<p><span id="more-364"></span>Elbette, Zana ve DEP’li vekiller  her yurttaş gibi adil yargılanmayı  hakediyorlar. Şiddete bulaşmamış fikirleri beğenmesek de saygı  duyulmalı. Konumuz bu değil Wikileaks belgelerine geri dönelim.<br />
Söz konusu belgede, DEP’li vekillerin yeniden yargılanması sırasında,  Abdullah Gül ile buluşan Edelman ve Westmacott’un Gül’den DEP’li   vekillerin serbest bırakılmasını istedikleri bilgisi var. Dışişleri  Bakanı Gül’ün Batılı diplomatlara verdiği yanıt ise ilginç <strong>“Biz de  bunu çözmek istiyoruz. Bu durum bizim için büyük bir başağrısı. Devlet  Güvenlik Mahkemesi’nin kararını tersine çevirmek için ne kadar çok  çalıştığımıza inanamazsınız ama mümkün olmadı.”</strong></p>
<p>Belgeden birebir aktardığımız satırlar böyle. Abdullah Gül, o döenm diplomatlara<strong> “terör suçuyla yargılanıyor”</strong> ya da <strong>“bağımsız yargı”</strong> dememiş.<br />
Edelman’ın kriptosundan devam edelim. Gül konuşmasının devamında  hapisteyken Leyla Zana’nın Nobel Ödülü alması durumunda bunun Türkiye  için kötü bir görüntü olacağından dolayı endişe duyduğunu veZana’nın iyi  halden serbest kalmasını ümit ettiğini söylüyor. Abdullah Gül,  diplomatlara şöyle söylüyor: <strong>“Onlara ve avukatlara gittik ve dedik ki  Allah rızası için, lütfen hakimlere hakaret etmeyi bırakın da sizi  dışarı çıkarabilelim. Ama reddettiler.”</strong> İnanması güç bu cümle Abdullah Gül’ün ağzından Wikileaks belgeleri arasında bulunuyor. <strong>“Allah rızası için”</strong> diye başlayan cümlelerin ricanın ötesinde olduğu aşikar.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Gül’ün 7 yıl önce eski DEP’li vekillere neredeyse  yalvardığını söylediğini, Amerikalı diplomatlar Washington’a geçmişler.  İsteyenler 22 Nisan 2011 tarihli Taraf’a bakabilir. Biz de Taraf’ın  yalancısıyız. Sahte belge yayınlayacak değil ya!</p>
<p><strong>Odatv.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/06/abdullah-gul-hangi-teroriste-allah-rizasi-icin-hakaret-etme-dedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HSYK Kıyımı</title>
		<link>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/06/hsyk-kiyimi/</link>
		<comments>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/06/hsyk-kiyimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2011 09:24:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[bdp]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hsyk]]></category>
		<category><![CDATA[karşılama]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[savcı]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[teröristler]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yargıya baskı]]></category>
		<category><![CDATA[yarsav]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinolsun.org/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[Anayasa değişikliği ile yapısı değiştirilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, göreve başladığı günden bu yana en kapsamlı kararnamesini hazırladı ve 1816 kişilik adli yargıç ve savcı, 254 kişilik idari hakimin görev yerini akşam saatlerinde açıkladığı yaz kararnamesiyle değiştirdi. &#8220;Ergenekon&#8221; davasında hukuksuz tutuklamalar ve insan hakları ihlali yapıldığını savunan &#8220;Beşiktaş&#8221; savcılarından Kasım İlimoğlu Büyükçekmece savcılığına tayin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haberinolsun.org/wp-content/uploads/2011/06/bu-bir-kiyim-2006111200_l.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-361 alignleft" title="bu-bir-kiyim-2006111200_l" src="http://www.haberinolsun.org/wp-content/uploads/2011/06/bu-bir-kiyim-2006111200_l-150x150.jpg" alt="" width="98" height="98" /></a>Anayasa değişikliği ile yapısı değiştirilen  Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, göreve başladığı günden bu yana en  kapsamlı kararnamesini hazırladı ve 1816 kişilik adli yargıç ve savcı,  254 kişilik idari hakimin görev yerini akşam saatlerinde açıkladığı yaz  kararnamesiyle değiştirdi.</p>
<p>&#8220;Ergenekon&#8221; davasında hukuksuz tutuklamalar ve insan hakları ihlali  yapıldığını savunan &#8220;Beşiktaş&#8221; savcılarından Kasım İlimoğlu Büyükçekmece  savcılığına tayin edildi.</p>
<p><span id="more-360"></span>Habur ve Mahmur’dan gelen PKK mensupları ve mültecilerin ünlü &#8220;Habur&#8221;  çadır mahkemesinde sorgulanarak serbest bırakılması nedeniyle  eleştirilen Diyarbakır Başsavcısı Durdu Kavak ise İzmir Başsavcılığı’na  atandı.</p>
<p>AKP aleyhindeki kapatma davasının iddianamesini yazan savcı olarak  bilinen Yargıtay Savcısı Zekeriya Sevimli Üsküdar Savcılığı&#8217;na atandı.  Yargıtay Başsavcılığı’ndaki kritik isimlerden Savcı Mahir Kara da  İstanbul Savcılığı’na atandı .</p>
<p>Başbakan Erdoğan aleyhinde ağır sözlerin dile getirildiği ses  kaydındaki isim olduğu iddiasının ardından Ankara Özel Yetkili  Savcılığı’ndan alınarak düz savcı yapılan Salim Demirci de  Kahramanmaraş’a savcı olarak atandı.</p>
<p>Tayyip Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı&#8217;yken hakkında ilk iddianame  hazırlayan Ömer Faruk Eminağaoğlu’nu ise Yargıtay savcılığından İstanbul  hakimliğine atadı.</p>
<p>Yargı-Sen adlı yeni kurulan sendikanın yönetiminde olması nedeniyle  görev yeri değişikliği beklemeyen eski YARSAV Başkanı, Yargı-Sen  kurucusu Ömer Faruk Eminağaoğlu, atanması konusunda, Milliyet’e şunları  söyledi: <em>“Bu bir kıyım. Yeniden inceleme isteyeceğim. Daha yeni  sendika genel kurulu yapıldı. Yönetim kuruluna seçilen benim ve bir  arkadaşımın bir başka yere atanması, bu çağda sendika kapatan bir  anlayışı, ‘helalleşmeden’ söz etmesine rağmen aksi yönde davranan bir  başbakan ve başbakanlıkla HSYK’nın çift yumurta ikizi gibi hareket  ettiğini gösteriyor. Yargı bu çağda bunlara layık değil. Uluslararası  yargı dahil her türlü itiraz yolunu deneyeceğim. Adı ileri denilen ama  en geri darbelerin gerisine düşen bir demokrasiye bu yargı layık  değildir. Atamalar, artık HSYK’nın operasyonel boyut niteliğine  büründüğünü gösteriyor. HSYK’yı hukuk içerisinde hareket etmeye  özellikle dikkat çekmiştik. Ne için yapılandırıldığını, ne için  anayasanın değiştiğini umarım herkes görüyordur. Acaba Başbakan’ ın  soruşturmalarını yapmış olmasam bunlara muhatap olur muydum?  Helalleşmeden söz eden bir başbakan neden bunlara göz yumuyor, neden  bunları yapıyor? Hukuk içerisinde bunların mücadelesini vereceğiz ve  atlatacağız. Bedel ödenecekse de ödeyeceğiz ama mücadelemizi vereceğiz.  Bir yandan sendikanın kapatılması davası sürüyor, bir yandan ben başka  yere atanıyorum.”</p>
<p></em><strong>Odatv.com</strong><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberinolsun.org/index.php/2011/06/hsyk-kiyimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

